Anasayfa Bize Ulaşın

Hitler ve Darwinizm'in İnsanlık Dışı Koalisyonu:   Nazizm

Nazizm, I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Almanya’nın karmaşası içinde doğan ve dinsizlik üzerine kurulan sapkın bir akımdır. Bu akımın kurucusu ve aynı zamanda Nazi Partisi’nin lideri olan Adolf Hitler, Alman milletinin asli unsurunu oluşturan ari ırkın, diğer tüm ırklardan üstün olduğuna inanıyordu. Bu nedenle ari ırkın tüm ırkları yönetmesi gerektiğini savunmuş ve bu uğurda milyonlarca kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Almanya’da Nazizm’in yerleşmesinde sosyal, politik ve ekonomik bunalımlar başrolü oynamıştır. I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış Almanya’da, yenilginin getirdiği hayal kırıklığına işsizlik ve mali krizin de eklenmesi üzerine enflasyon dünya tarihinde eşine az rastlanan bir rakama fırlamıştır. Almanların savaştan yenik çıkmanın getirdiği hayal kırıklığından kurtulma ve tekrar normal standartta bir hayat sürme istekleri arayışa girmelerine neden olmuştur. Nazizm bu dönemde Almanların isteklerini yerine getirmek vaadiyle ortaya çıkarak, umut peşinde olan halkın desteğini toplamıştır.

Nazi Hareketinin Doğuşu

Nazi hareketi, 1920’lerin başında doğmuş ve henüz o yıllarda ünlü Birahane Darbesi girişimiyle ilk şiddet hareketini gerçekleştirmişti. (Hitler 8 Kasım 1923’te tam bir çeteyi andıran birlik askerleri ve 600 SA askeriyle birlikte Bavyera Devlet Komiseri Gustav Kahr’ın konuşma yaptığı Münih Şehir Birahanesi’ndeki toplantıyı bastı. Hitler toplantının ortasında, büyük bir hışımla içeri girerek salonu işgal etti, tavana ateş ederek milli devrim ilan ettiğini söyledi. Ancak bu darbe başarılı olmadı, Hitler tutuklandı ve 9 aylık sürgün hayatı yaşadı.) Daha sonraki yıllarda Naziler rakiplerine karşı korku salarak, Yahudi düşmanlığını körükleyerek güçlendiler. Sonunda Nazi Partisi parlamentonun önemli partilerinden biri haline geldi. Tabi bunu yaparken Naziler aynen İtalyan Faşist Partisi’nin yaptığı gibi sık sık yasa dışı yolları kullandılar. 30 Ocak 1933 günü Hitler şansölyeliğe (Başbakanlığa) atandı. Atayan kişi ise iyice yaşlanmış olan dönemin Cumhurbaşkanı Hindenburg’du. Nasyonal Sosyalist hareket tehlikeli bir biçimde kuvvetini artırıyordu. Bu durumun farkında olan Hindenburg bir iç savaşa yol açmamak için bu atamayı yaptı. Hitler, Mart ayında yeni bir seçime gitti. Bu seçimde Naziler, faşist iktidarların tümünün yaptığı gibi korkutma, sindirme ve hile yollarına başvurdular.

Böylece hem yürütme, hem de yasama gücü Hitler’in eline geçmiş oldu. Ancak kısa bir süre sonra Hitler’in yetkileri daha da artacaktı. Nitekim 1934 Ağustos'unda Hindenburg’un ölümü üzerine, Cumhurbaşkanlığı ve şansölyelik makamları birleştirildi ve her ikisini de Hitler üzerine aldı. Hitler, Mussolini’nin izlediği siyaseti takip ediyordu. Güç kullanmasının yanı sıra her türlü antidemokratik yönteme de başvurabiliyordu. Örneğin bütün muhalefet partilerini kapattı, sendikaları yasa dışı ilan etti, kişi özgürlüklerini ise tamamıyla ortadan kaldırdı. Üniversite hocalarının dahi Hitler’e bağlılık yemini etmesi gerekiyordu. Bu dönemle birlikte Nazi baskısı yaşamın her sahasına girmiş oldu.

Nazizm: 20. Yüzyıl Putperestliği

Naziler, gerek örgütlenme aşamalarında, gerekse 1933’te başlayan iktidarları boyunca, paganizmi (putperestliği) savunmuşlar ve Alman toplumunu Hıristiyanlıktan kopararak, pagan inançlara geri döndürmeye çalışmışlardır.

Nazilerin en önemli ideoloğu olan Alfred Rosenberg, henüz 20’li yıllarda, Hıristiyanlığın Hitler önderliğinde kurulacak yeni Alman Krallığı (III. Reich) için gerekli olan ruhsal enerjiyi sağlayamadığını, bu nedenle Alman ırkının antik pagan dinine geri dönmesi gerektiğini açık açık savunmuştur. Rosenberg’e göre, Naziler iktidara geldiklerinde kiliselerdeki dini semboller yerine gamalı haçlar, Hitler’in Kavgam adlı kitabı ve Alman yenilmezliğini temsil eden kılıçlar yerleştirilmeliydi. Hitler Rosenberg’in bu görüşlerini benimsemiş, ancak toplumdan büyük tepki alacağını düşünerek, söz konusu yeni Alman dini teorisini tam olarak uygulamaya geçirmemiştir. (Michael Howard, The Occult Conspiracy: The Secret History of Mystics, Templars, Masons and Occult Societies, 1.b., London: Rider, 1989, s. 130)

Ancak Nazi rejimi sırasında yine de önemli neo-Paganizm uygulamaları yaşanmıştır. Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden bir süre sonra, Hıristiyanlıktaki kutsal günler ve bayramlar yok olmuş ve yerlerine Pagan dininin kutsal günleri konmuştur. 1935 yılında okullarda öğrencilere Hıristiyan duaları yaptırılması yasaklanmış, ardından Hıristiyanlıkla ilgili derslerin tamamı kaldırılmıştır.

Nazilerin pagan ideolojilerini (ve sapkın eşcinsel eğilimlerini) konu alan The Pink Swastika (Pembe Gamalı Haç) adlı kitapta belirtildiği gibi, “Helenistik (Yunan) paganizminin yeniden doğuşu, Nazi kimliğinin çok temel bir özelliğidir.” (Scott Lively, Kevin Abrams, The Pink Swastika, Founders Publishing Corp., Oregon, 1997, s. 19)

Nazi iktidarı sırasında, pagan kültürünün yeniden uyandırılmasına yönelik pek çok uygulama devreye sokulmuştur. Öğrencilere okullarda sözde “Hıristiyanlık öncesindeki şanlı Alman tarihi” öğretilmiş, Nazi Almanyası’nın dört bir yanında pagan kültürden miras kalan çeşitli ayinler ve törenler düzenlenmiştir. Gerçekte Nazilerin bütün toplantı ve törenleri klasik bir pagan ayini şeklindedir. Yanan meşalelerin gölgesi altında, şiddet ve nefret dolu sloganlarla yapılan, Wagner’in pagan müziğiyle desteklenen Nazi gösterileri, binlerce yıl önce pagan tapınaklarında ve sunaklarında yapılan sapkın törenlerden farksızdır.

Nazizm’in Irk Teorisi ve Darwinist Kökenleri

Nazizm’in çıkış noktası olan faşizmin özellikleri ele alındığında, otoriter devlet yönetimi, lider despotizmi, saldırgan bir dış politika gibi kavramlar sıralanır. Ancak tüm bunların yanında, faşizmin belki de en temel özelliği ırkçılıktır. Özellikle Nazi ideolojisine bakıldığında, faşizmi faşizm yapan etkenin asıl olarak ırkçılık olduğu görülür. Naziler, üstün ırk saydıkları Alman ırkını tüm dünyaya hakim kılma rüyasıyla yola çıkmışlar ve tüm politik ve sosyal girişimlerini buna dayandırmışlardır. Wilhelm Reich’ın ifadesiyle “Irk teorisi, Alman faşizminin teorik eksenini oluşturmaktadır.” (Wilhelm Reich, The Mass Psychology of Fascism, Farrar, Straus and Giroux, New York, 2000, s. 75)

Wilhelm Reich The Mass Psychology of Fascism (Faşizmin Kitle Psikolojisi) adlı kitabında ise, Nazi ırk teorisini şöyle anlatmaktadır:

Irk teorisi, her hayvanın sadece kendi türüyle çiftleşmesinin doğadaki “demir kanun” olduğu varsayımından yola çıkmaktadır… Öte yandan, günlük yaşama savaşı içinde doğal seleksiyon işlev görmekte ve bu yolla zayıflar, yani ırksal yönden aşağı olanlar zaten elenmektedir. Bu “doğanın amacına” uygundur, çünkü eğer sayıca çoğunlukta olan zayıflar güçlü olanlara karşı galip gelirlerse, gelişmeyi sağlayan yüksek çiftleşme de ortadan kalkacaktır. (Wilhelm Reich, The Mass Psychology of Fascism, Farrar, Straus and Giroux, New York, 2000, s. 75)

Görüldüğü gibi Naziler’in ırk teorisinin temelini oluşturan bu biyolojik görüş, tamamen Darwinizm kökenlidir. Doğanın “üstün türler evrimleştirmek” gibi bir amacı olduğu, bunun için doğal seleksiyonu kullandığı, zayıfların kaçınılmaz olarak elendiği gibi safsatalar gerçekte Darwin’in evrim teorisinin bir özetidir.

Bilimsel bir temeli olmayan, asıl olarak paganizmin “doğaya bilinç atfetme” akılsızlığının bir uyarlaması olan bu evrimci görüşler, Nazi vahşetinin de çıkış noktası olmuştur. Çünkü bu teoriyi -yine Darwinizm’e uygun bir biçimde- insan toplumlarına uyarlamışlardır.

Hitler’in “Kuzey Avrupa Almanlarını insanlık tarihinden çıkarın, geriye maymun dansından başka birşey kalmaz” derken dayandığı düşünce de, insanların maymundan evrimleştiğini savunan ve dolayısıyla bazılarının hala “maymun” statüsünü koruduğu sonucunu veren Darwinist fikirlerdir. (Carl Cohen (ed). Communism, Fascism and Democracy. Random House Publishing, New York, 1967. s. 408-409.)

Darwinist Teorinin Topluma Uyarlanması: Nazi Politikaları

Nazi ideolojisine göre ırklar üç temel kategoriye ayrılıyordu: Birinci kategori olan “medeniyet üreten ırklar”, Almanlar ve diğer Kuzeyli kavimlerdi. “Medeniyeti izleyen ırklar” ise, medeniyeti ilerletme yetenekleri olmayan, fakat taklit edebilen “sıradan” ırklardı. Hitler, Çinliler, Japonlar gibi milletleri bu ikinci kategoride sayıyordu. Üçüncü kategori ise “medeniyeti tahrip eden ırklar”dı ki, bunlar Yahudiler, Slavlar, zenciler gibi ırklardı.

Nazi ideolojisi, Alman ırkının diğer “aşağı” ırklarla karışmasını evrime aykırı bir “biyolojik hata” olarak görüyordu. Hitler, şöyle diyordu:

“Tarih boyunca Alman ırkının diğer ırklarla karışmış olması bize bir dünya hakimiyetine mal olmuştur. Alman milleti yeryüzünün hakimi olabilirdi…” (Prof. Dr. Ayferi Göze, Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, 9. Baskı, Beta Yayınları, s. 349)

Bu nedenle Naziler iktidara geldikleri günden itibaren bu sözde “evrimsel hata”yı gidermeye çalıştılar. Bu amaçla Hitler tarafından 1933 yılında bir seri yasa çıkartılarak, ırklar arasında temizlik işlemine girişildi. Yalnızca Alman kanı taşıyanlara yurttaş sayılma hakkı tanındı ve onlara ayrıcalıklar verildi. Haziran 1933’de ise toplumu çingenelerden, zencilerden, Yahudilerden ve özürlülerden arındıracak bir kanun çıkarıldı. Ayrıca Hitler aşağı ırklar bir kere yok edilirlerse gelecek nesillerin, insanlığı geliştirmesi nedeniyle kendisine müteşekkir olacaklarına inanıyordu. Peki Hitler oluşturmak istediği “üstün ırk”ı nasıl meydana getirecekti? Sadece propaganda yöntemleri bu iş için yeterli değildi. Nazi ırk teorisi, insanı bir hayvan olarak görüyor ve hayvan yetiştiricilerinin yaptığı gibi “ıslah edilmesini” öngörüyordu.

İşte bu nedenle Naziler, “öjeni” teorisine sarıldılar ve bunu uygulamaya koydular. Öjeni, kökenleri eski Yunan’daki pagan Sparta kentine dayanan ve 19. yüzyılda Charles Darwin’in kuzeni Francis Galton tarafından yeniden gündeme getirilen “insan ırkının ıslahı” teorisiydi. Nazilerin ırk teorisyeni olan Ernst Haeckel öjeninin nasıl yapılacağını tarif etmiş, sakat bebeklerin doğdukları anda öldürülmelerini, sağlıksız, zayıf veya zeka yönünden geri insanların kısırlaştırılmalarını savunmuştu.

Naziler bu insanlık dışı teoriyi uygulamakta gecikmediler. İktidara geldikleri 1933 yılında “ırksal sterilizasyon” kanunları çıkartıldı. Zaman içinde Almanların öjeni politikaları daha da şiddetlendi ve sonuçta geri zekalılara, delilere ve diğer istenmeyen kişilere “ötenazi” uygulandı. Yani bu kişiler, ilaç verilmek suretiyle öldürüldüler. Hitler öjeni ve ırkın saflaştırılması uygulamalarını şöyle savunuyordu:

“Faşist devlet en yüce politik ve sosyal değerdir; onun güçlenmesine yardım eden herşey ahlaka uygundur; engel olan ise ahlaka aykırıdır ve yok edilmelidir. İnsan yaşamının, faşist toplumuna yararlı olduğu nispette anlamı vardır.” (Murat Çulcu, Neonazizm’in Suçüstü Tutanakları, Kastaş Yayınları, Eylül 2000, s. s. 334)

Nazilerin Üstün Irk Saplantısı

Hitler Alman milletinin asli unsurunu oluşturan ari ırkın, diğer tüm ırklardan üstün olduğuna ve onları yönetmesi gerektiğine inanmıştı. Ari ırkın yakında bin yıllık bir dünya imparatorluğu kuracağını hayal ediyordu.

Naziler bu amaçla, Ari ırkın üstünlüğünü sözde ispatlamak için, yine Darwinist kavramları kullanıyorlardı. Darwin, insanların evrim geçirdikçe daha büyük kafataslarına sahip olduklarını öne sürmüştü. Bu fikre şiddetle bağlanan Naziler, Alman ırkının üstün olduğunu gösterebilmek için kafatası ölçümlerine giriştiler. Nazi Almanyası’nın dört bir yanında, Alman kafataslarının, diğer ırkların kafataslarından büyük olduğunu gösteren karşılaştırmalar yapılıyordu. Dişler, gözler, saç gibi diğer özellikler de yine evrimci kıstaslarla değerlendiriliyordu. Alman ırkının ölçülerine aykırı bulunan bireyler, öjeni prensipleri doğrultusunda imha edilecekti.

Tüm bu sapkın faaliyetler, Darwinist prensipleri topluma uygulamak adına yapılıyordu. Ünlü evrimci Sir Arthur Keith, Hitler’i şöyle yorumlar:

Alman Führer’i bir evrimciydi. Almanya’nın tecrübesini, evrim teorisine uygun hale getirmek için bilinçli olarak çalıştı. (Sir Arthur Keith, Evolution and Ethics, New York: G.P. Putnam’s Sons, 1947, p. 1)

Darwin: Before and After kitabının yazarı Robert Clarck ise, Hitler için: “Muhtemelen çocukluk döneminden itibaren evrim öğretisiyle büyülenmişti... Üstün bir ırkın her zaman aşağı ırkı fethedeceğini söylerdi.” demiştir. (Robert Clark, Darwin: Before and After, Grand Rapids International Press, Grand Rapids, MI, 1958. p.115)Nazi Almanyası’nın siyasi felsefesi de, Hitler’in bu inançları doğrultusunda şekillenmişti.

Adolf Hitler, “ideolojik evrim savaşı”nda Nazi liderleri arasında yalnız değildi. Gestapo’nun başı Heinrich Himmler, “Doğa kanunu olacağına varmalı ve en uygun olanlar yaşamalıdır” (Francis Schaeffer, How Shall We Then Live?, Old Tappan, N.J.: Revell, 1976, p. 151; cited in Henry M. Morris, The Long war Against God, Baker Book House, 1989, p. 78) sözleriyle evrim teorisine olan inancını dile getirmişti. Aslında tüm Nazi liderleri, o karanlık yıllardaki birçok Alman bilim adamı ve sanayici gibi, hem evrime hem de Alman ırkçılığına körü körüne inanıyor ve her fırsatta yetkilerini kullanarak fitne ve bozgunculuk çıkarıyorlardı.10 Kuran’da bozgunculuk çıkaranların bu karakterleri şöyle bildirilmektedir:

O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi, 205)

Nazizm’in Diğer Irklara Yönelik Vahşeti

Nazizm’in ırkçı vahşeti, sadece Almanya sınırları içindeki “uygun olmayan” insanları değil, tüm dünyayı hedef alıyordu. Hitler’in rüyası bütün dünyaya hükmedecek bir Alman İmparatorluğu kurmak ve dünya üzerindeki tüm “aşağı” ırkları sterilize ederek sözde “insan evrimi”ni hızlandırmaktı. Hitler bu planı 1939 yılında uygulamaya koydu. Şok saldırılarla önce Polonya’yı, ardından Danimarka, Norveç, Belçika, Hollanda, Fransa, Yugoslavya ve Yunanistan’ı, Kuzey Afrika’yı ve Sovyetler Birliği’ni işgal etti. İşgal altındaki ülkelerin halklarına, özellikle “aşağı ırklar” kategorisine dahil edilen insanlara büyük bir zulüm uygulandı. Milyonlarca insan tutsak olarak çalıştırılmak üzere toplama kamplarına gönderildi ve çok kötü şartlarda yaşatıldı. Bu kamplarda yaşamını yitiren yüz binlerce Yahudi, Çingene, Slav, Rus ve diğer milletlerden insanlar, Darwinist ırkçılığın vardığı sonucu belgelemektedir.

Hitler’in sözde “üstün ırkın egemenliği” için başlattığı II. Dünya Savaşı’nın bilançosu ise çok ağır oldu. 55 milyondan fazla insan öldü, bunların çoğu sivildi. Maddi kayıp olağanüstü rakamları buldu. Nazileri bu facia için harekete geçiren en büyük etken ise, sahip oldukları “üstün ırk” iddiasıydı. Bu iddianın kökeni de, Darwin’in evrim teorisiydi.

Faşist ırkçılık hakkındaki bu gerçeklerin ortaya koyduğu sonuç açıktır: Darwinizm hem faşist rejimlerin hem de iki dünya savaşının, perde ardında kalan “gerçek” sorumlusudur. Günümüzde belki de çok az insan bunların Darwinizm’le ilgisinin farkındadır. Oysa faşistler temel inançlarını Darwinizm’den alırlar. Tesadüfü yaratıcı güç olarak gören bu sistemde (Allah’ı tenzih ederiz) kaos, acımasızlık, zulüm, güçlünün haklı olması gibi prensipler vardır. Darwinizm’deki sürekli mücadele prensibi, bitip tükenmek bilmeyen vahşetlerin, zulümlerin, katliamların felsefi tabanını oluşturmaktadır.

Hitler’in Din Düşmanlığı

Hitler’in evrim teorisine büyük önem vermesinin bir diğer nedeni ise, bu teoriyi dini inançlara karşı bir silah olarak görmesiydi. Hitler, İlahi dinlere karşı büyük bir nefret besliyordu. İlahi dinlerin emrettiği şefkat, merhamet, tevazu gibi ahlaki erdemler, Naziler’in oluşturmak istedikleri acımasız ve savaşçı Ari ırk modeline büyük bir engel teşkil ediyordu. Putperest kültürlerin bir mirası olan evrim düşüncesi, işte bu nedenle Nazizm ideolojisine çok büyük bir uyum sağladı. Hitler Hıristiyanlıkla ilgili düşüncelerini açıkça şöyle dile getirmiştir:

Din yok edilmesi gereken bir duygudur. Devlet mutlak yönetici olarak kalmalıdır. Gençken, dini dinamitle yok etmenin gerekli olduğuna inanıyordum. Ancak şu anda daha kurnazca yöntemler kullanılması gerektiğini düşünüyorum... En sonunda dine inanan birkaç yaşlı insan kalacak... Genç ve sağlıklılar bizim tarafımızda… İnsanlarımız din olmadan yaşamayı başarmışlardı. Altı SS bölümünden hiçbirinin dinle bir bağı yok. (A. Hitler, Hitler’s Secret Conversations 1941-1944, With an introductory essay on The Mind of Adolf Hitler by H.R. Trevor-Roper, Farrar, Straus and Young, New York, p. 117, 1953; cited by Jerry Bergman, Darwinism and the Nazi Race Holocaust)

Daniel Gasman The Scientific Origins of National Socialism (Nazizmin Bilimsel Kökenleri) adlı kitabında ise Hitler’in din düşmanlığının nedenlerini şöyle açıklamıştır:

Hitler biyolojik evrim düşüncesinin geleneksel dine karşı kullanılacak en güçlü silah olduğuna inanıyor ve evrim teorisini benimsemediği için Hıristiyanlığı suçluyordu… Ona göre evrim, modern bilim ve kültürün en önemli sembolüydü. (Daniel Gasman, The Scientific Origins of National Socialism: Social Darwinism in Earnest Haeckel and the German Monist League, New York: American Elsevier Press, 1971, p. 168)

Nazizm İnançsızlığın Getirdiği Belalardan Yalnızca Biridir

20. yüzyıla sayısız bela getiren asıl neden, Hitler ve Naziler gibi dinsizlerin acımasız karakterleridir. Allah’ın varlığını inkar eden ve insanların evrimleşerek gelişmiş hayvanlar oldukları masalına inanan bu insanlar, kendilerini başıboş, kimseye hesap verme sorumluluğu olmayan varlıklar olarak görmüşlerdir. Yüce Allah’tan ve ahiretten korkmadıkları için ahlaksızlıkta ve zalimlikte sınır tanımamış, milyonlarca insanın canına bu nedenle acımasızca kıymışlardır. İnançsızlığın hüküm sürdüğü bir toplumda ne tür sıkıntı, zorluk ve acılar olacağı Hitler örneğinde açıkça görülmektedir. Yalnız Hitler değil, 20. yüzyılı kana boğan Stalin, Mao, Pol Pot, Franco, Mussolini ve diğerlerinin tamamı dinsizlikleri ile tanınan acımasız liderlerdi. Bu elbette ki dinsizliğin kabusunu ortaya çıkaran ibret alınması gereken bir tablodur.

Unutulmamalıdır ki Yüce Allah’ın "Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13) ayetiyle bildirdiği üzere Allah Katında üstünlük yalnızca “takva“ iledir. Hangi ırktan olurlarsa olsunlar insanlar arasında “üstün ırk“ ya da “aşağı ırk“ diye bir ayrım söz konusu değildir.

Tarih boyunca katliamlara ve vahşet dolu uygulamalara neden olan ve günümüzde de taraftar bulan ırkçılığın yeryüzünden silinmesi ise ancak İslam ahlakı ile mümkündür. Bu nedenle müminler, yeryüzünde Kuran ahlakının yayılması için tüm imkanlarıyla çaba harcamalı, hangi ırk ya da dinden olursa olsun insanları adalete, merhamete ve yardımlaşmaya teşvik etmelidir. Müminlerin bu vasfı bir ayette şöyle bildirilmiştir:

“...yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi?” (Hud Suresi, 116)


www.harunyahya.net



YAŞAYAN FOSİLLER EVRİMİ YALANLIYOR ... FOSİL SERGİSİ...

http://www.yaratilismuzesi.com

Darwinistler Neleri Düşünmez? Darwin'in İtirafları Darwinistlerin İtirafları Makaleler Linkler
  Yazar Hakkında
 

Kamil İman, İslamiyet, Kuran, dünya, ahiret, ölüm, cennet, cehennem, yaratılış, mucize, Adnan Oktar, Harun Yahya, bilim araştırma, evrim, kamil iman, yaratılış, mucize, ahir zaman, kiyamet, ölüm, cennet, ,cehennem, bilgisayar, teknoloji, izlesene, mp3, darwin, büyü, Kuran, dünya, ahiret, Rahman, Rahim, göz, kalp, vicdan, renkler, resim, gökler, yer, izlesene, Atatürk, Türk, Osmanlı, avrupa birliği, gazete, gazeteler, okul, üniversite, kainat, kitap, dinler, tasavvuf, said nursi, sözler,  peygamber, ayet, arkadaş, veli, dost, film, diet, video, kral, ssk, milliyet, hürriyet, internet, haber, sözlük, forum, zaman, sabah, asp, php, osmanlı imparatorluğu, tarih, Ankara, İstanbul, futbol, milli Takım, adalet, mümin, müminler, madde, hayal, görüntü, zaman, teknik, beyin, ses, koku, yemek, lezzet, algı, materyalizm, izafi, kader, evrim, yanılgı, elektrik sinyali, bitli, hayvan, hücre, altın oran, dünya hayatı, araba, ev, okul, yemek, bilim adamı, ışık, müzik, enerji, manzara, berkeley, felsefe, sanal gerçeklik, iman hakikati, ruh, ağaç, matematik, doktor, hastane, Hz.Mehdi, Hz. İsa, altınçağ, kitap ehli, demir, bilgisayar, Melekler, Cinler, dna, nöron, çocuk, yaşlı, genç, rölativite, İmam Rabbini, Gazali, İbni Arabi, aile, deprem, doğal afetler, fırtına, savaş, barış, ihlas, enaniyet, nefis, demokrasi, demir, karbon, zaman, algı, hafıza, gayb, nefis, geçmiş, gelecek, piramitler, yanardağ, meyveler, evrim yanılgısı, kalıtım kanunları, fosil, genetik varyasyon, 20 SORUDA EVRİM TEORİSİNİN ÇÖKÜŞÜ,40 KONUDA HÜCRE, ADAMLIK DİNİ, AHİR ZAMAN'I BEDİÜZZAMAN İLE ANLAMAK, AHİR ZAMAN VE DABBETÜ’L-ARZ, AKILSIZ KURAN’I NASIL YORUMLAR?,ALAY DENEN ZULÜM, ALLAH AKILLA BİLİNİR, ALLAH AKILLA BİLİNİR, ALLAH'IN DETAY SANATI, ALLAH’IN GÜZELLİKLERİNDEN BİR DEMET, ALLAH’IN İSİMLERİ, ALLAH’IN MUNİS SANATINDAN, ALLAH’IN RENK SANATI,  ALLAH KORKUSU,  ALLAH SEVGİSİ, ALTINÇAĞ, AMERİKAN ULUSAL BİLİMLER AKADEMİSİ’NİN YANILGILARI, ARAGEÇİŞ AÇMAZI, ARAGEÇİŞ AÇMAZI, ASKER ATATÜRK,ATATÜRK’Ü İYİ ANLAMAK, ATATÜRK’ÜN VATAN VE MİLLET SEVGİSİ, ATATÜRK VE GENÇLİK, ATOM MUCİZESİ, ATOMUN SIRLARI, BASİTLİĞİN KİRLİ KÜLTÜRÜ, BATI DÜNYASI ALLAH’A YÖNELİYOR, BECERİKLİ BARAJ İNŞAATÇILARI KUNDUZLAR, BİR TARTIŞMANIN ARDINDAN, BİR ZAMANLAR DARWINİZM, BİTKİLERDEKİ YARATILIŞ MUCİZESİ, BİYOMİMETİK TEKNOLOJİ DOĞAYI TAKLİT EDİYOR, CAHİLİYE TOPLUMUNDA İNSAN KARAKTERLERİ, CAHİLİYE TOPLUMUNU TERKETMEK, CANLILARDAKİ FEDAKARLIK VE AKILCI DAVRANIŞLAR, ÇOCUKLAR DARWIN YALAN SÖYLEDİ, ÇÖZÜM KURAN AHLAKI, DARWIN BU GERÇEKLERİ BİLMİYORDU, DARWIN DNA'YI BİLSEYDİ, DARWIN'İN AÇMAZI: RUH, DARWIN’İN TÜRK DÜŞMANLIĞI, DARWIN'İN VARİSLERİNE, DARWINİSTLERİN BEKLEDİĞİ CEVAPLAR, DARWINİSTLERİN BİLMEK İSTEMEDİKLERİ GERÇEKLER, DARWINİZM DİNİ, DARWINİZM İLE İLMİ MÜCADELENİN ÖNEMİ,DARWINİZM’İN İNSANLIĞA GETİRDİĞİ BELALAR, DARWINİZM’İN İNSANLIĞA GETİRDİĞİ BELALAR, DARWINİZM’İN KANLI İDEOLOJİSİ FAŞİZM, DARWINİZM’IN KARANLIK BÜYÜSÜ, DARWINİZM’İN SONU , DARWINİZM NASIL BİR AÇMAZ?, DECCAL’İN AYİNİ: TERÖR, DERİN DÜŞÜNMEK , DEVLETE BAĞLILIĞIN ÖNEMİ, DİNDE PASİFİZM , DİNİMİZİ ÖĞRENELİM , DİNSİZLİĞİN DİNİ İLE MÜCADELE , DİNSİZLİĞİN İLKEL MANTIĞI , DİNSİZLİĞİN KABUSU , DNA’DAKİ YARATILIŞ MUCİZESİ, DNA'NIN DARWIN'E UYARISI, DOĞADA ALLAH'IN YARATMASI, DOĞADAKİ MÜHENDİSLİK, DÜNYA HAYATINDA TÜM ZEVKLERİ TÜKETENLER, DÜNYA HAYATININ GERÇEĞİ, DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN, EHL’İ SÜNNETİN ÖNEMİ, EN BÜYÜK İFTİRA ŞİRK, EVRENİN YARATILIŞI, EVRİMCİLERİN İTİRAFLARI, EVRİMCİLERİN YANILGILARI, EVRİMİN FOSİLLERE YENİLİŞİ, EVRİMİN MİKROBİYOLOJİK ÇÖKÜŞÜ, FİLİSTİN, GELİN BİRLİK OLALIM, GERÇEĞİ BİLMEK, GERÇEĞİ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?, GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜK, GİZLİ AZAPLARIN ÇÖZÜMÜ, GİZLİ EL BOSNA’DA, GLOBAL MASONLUK, GÖKLERDEKİ İHTİŞAM, GÖZARDI EDİLEN KURAN HÜKÜMLERİ, GÖZDEKİ MUCİZE, GÜZEL SÖZE UYMANIN ÖNEMİ, HARİKA CANLILAR, HARUN YAHYA’NIN ESERLERİ HAKKINDA DÜNYADAN YANKILAR, HARUN YAHYA’NIN TÜM ESERLERİ, HAYALİN DİĞER ADI: MADDE, HAYAT BOYU ÇALIŞAN MUCİZE MAKİNE: ENZİM, HAYATIN GERÇEK KÖKENİ, HAYVANLAR ALEMİ, HAYVANLARDA GÖÇ MUCİZESİ, HAZRETİ İSA ALLAH'IN OĞLU DEĞİLDİR ALLAH'IN PEYGAMBERİDİR, HAZRETİ İSA(AS)’IN GELİŞ ALAMETLERİ, HAZRETİ İSA GELECEK , HAZRETİ İSA ÖLMEDİ , HAZRETİ MEHDİ'NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ VE ÖZELLİKLERİ, HAZRETİ MERYEM, HAZRETİ MUHAMMED (SAV), HAZRETİ MUSA, HAZRETİ SÜLEYMAN, HAZRETİ YUSUF , HAZRETİ YUSUF MEDRESESİ, HERŞEYDE HAYIR GÖRMEK, HORMON MUCİZESİ, HÜCREDEKİ BİLİNÇ, HÜCREDEKİ MUCİZE , HÜCRE ZARINDAKİ MUCİZE , İDEALİZM, MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ , İHTİŞAM HER YERDE , İMAN HAKİKATLERİNİN ÖNEMİ , İMANIN GÜZELLİKLERİ , İMTİHANIN SIRRI , İNANÇ GERÇEKLERİ , İNSANIN APAÇIK DÜŞMANI:ŞEYTAN , İNSANIN YARATILIŞ MUCİZESİ , İNSANLARA TAPINMA DİNİ , İNSAN MUCİZESİ , İSLAM BİRLİĞİNE ÇAĞRI, İSLAM’IN İNANÇ ESASLARI, İSLAM’IN KIŞI VE BEKLENEN BAHARI, İSLAM TERÖRÜ LANETLER, İSLAM VE BUDİZM , İSLAM VE KARMA FELSEFESİ ,İSLAM VE UZAKDOĞU DİNLERİ, İSRAİL’İN DÜNYA EGEMENLİĞİ POLİTİKASI, İSRAİL’İN KÜRT KARTI, İYİLERİN İTTİFAKI, KABALA VE MASONLUK, KAİNATTAKİ KUSURSUZLUK TESADÜF DEĞİL, KAN VE KALP MUCİZESİ, KARA KLAN, KARINCA MUCİZESİ, KAVİMLERİN HELAKI, KEHF SURESİ’NDEN AHİR ZAMANA İŞARETLER, KIYAMET ALAMETLERİ, KIYAMET GÜNÜ, KOKU VE TAT MUCİZESİ, KOLAYLIK DİNİ İSLAM, KOMÜNİST ÇİN’İN ZULÜM POLİTİKASI VE DOĞU, TÜRKİSTAN, KOMÜNİZM PUSUDA, KONUŞAN KUŞLAR MUCİZESİ, KÖTÜLÜĞÜN SESSİZ DİLİ, KÜÇÜK DOSTLARIMIZ KARINCALARIN DÜNYASI, KULEDEKİ KÜÇÜK ADAM, KURAN’A GÖRE GERÇEK AKIL, KURAN AHLAKI, KURAN AHLAKINDA FEDAKARLIGIN ÖNEMİ, KURAN BİLGİSİ, KURAN BİLİME YOL GÖSTERİR, KURAN’DA ADALET VE HOŞGÖRÜ, KURAN’DA DUA, KURAN’DA HİCRET, KURAN’DA İHLAS, KURAN’DA MÜNAFIK KARAKTERİ, KURAN’DAN CEVAPLAR, KURAN’DAN GENEL BİLGİLER, KURAN’DAN İŞARETLER, KURAN DARWINİZM’İ YALANLIYOR, KURAN’DA SABRIN ÖNEMİ, KURAN’DA SADAKAT, KURAN’DA ŞEVK VE HEYECAN, KURAN’DA TEBLİĞ VE TARTIŞMA, KURAN’DA TEMEL KAVRAMLAR, KURAN’DA ÜMİTVAR OLMAK, KURAN’DA VİCDANIN ÖNEMİ, KURAN’DA YALANCININ YÖNTEMLERİ, KURAN FİHRİSTİ, KURAN’I DİNLEMEYENLER, KURAN’IN BAZI SIRLARI, KURAN’IN HAYATA SUNDUĞU GÜZELLİKLER, KURAN’IN IŞIĞI SATANİZMİ YOK ETTİ, KURAN’I REHBER EDİNMEK, KURAN MUCİZELERİ, KUŞLARIN VE UÇUŞUN KÖKENİ, KUŞLARIN VE UÇUŞUN KÖKENİ, MAKALELER, MATERYALİZMİN SONU, MEHDİ VE ALTINÇAĞ, MESİH MÜJDESİ,  MİKRODÜNYA MUCİZESİ, MİLLİ BİRLİĞİN ÖNEMİ, MOLEKÜL MUCİZESİ, MUCİZELER ZİNCİRİ, MÜMİNİN 24 SAATİ, MÜMİNLERİN ASIL YURDU CENNET, MÜMİNLERİN CESARETİ, MÜMİNLERİN MERHAMETİ, MÜMİNLERİN MUTLULUĞU, MÜNAFIĞIN SIRLARI,  MÜSLÜMANCA KONUŞMAK,NİÇİN KENDİNİ KANDIRIYORSUN?, ÖLÜM KIYAMET CEHENNEM, ÖRÜMCEKTEKİ MUCİZE, PEYGAMBERİMİZ(SAV)'İN MUCİZELERİ, PİŞMAN OLMADAN ÖNCE , PROTEİN MUCİZESİ , PROTEİN MUCİZESİ, RESULLERİMİZ DİYOR Kİ,  RESULLERİN MÜCADELESİ, RESULULLAH'IN (s.a.v) DİLİNDEN CENNET, RİSALE-İ NUR'DA BATINİ TEFSİR TEHLİKESİ ,  SAHTE DÜNYANIN ACILARI, SAKIN ANLAMAZLIKTAN GELMEYİN, SAKIN UNUTMAYIN, SAMİMİ BİR DİNDAR ATATÜRK, SAVUNMA SİSTEMİ MUCİZESİ, ŞEYTANIN BİR SİLAHI: ROMANTİZM, ŞEYTANIN ENANİYETİ, SİNSİ BİR TEHLİKE GAFLET, SİVRİSİNEK MUCİZESİ, SİYONİZM FELSEFESİ, SONSUZLUK BAŞLAMIŞ DURUMDA, SOSYAL SİLAH DARWINİZM, SOYKIRIM VAHŞETİ, TAPINAKÇILAR VE MASONLAR, TAPINAK ŞÖVALYELERİ, TARİH BOYUNCA MÜSLAMANLARA ATILAN İFTİRALAR, TARİHİ BİR YALAN KABATAŞ DEVRİ, TERMİT MUCİZESİ, TERÖR SEVGİYLE YOK EDİLİR, TERÖRÜN PERDE ARKASI, TOHUM MUCİZESİ, TÜRKİYE İÇİN MİLLİ STRATEJİ, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNDE OSMANLI VİZYONU, TÜRK’ÜN DÜNYA NİZAMI, TÜRK’ÜN YÜKSEK SECİYESİ, TÜRLERİN EVRİMİ YANILGISI, VARİLCİ DARWİN,   VÜCUDUMUZDAKİ MUCİZELER, VÜCUT ELEKTRİĞİ MUCİZESİ, YAHUDİLİK VE MASONLUK, YARATILIŞ ATLASI, YARATILIŞ GERÇEĞİ, YENİ MASONİK DÜZEN, YEŞİL MUCİZE:FOTOSENTEZ,  ZAMANSIZLIK VE KADER GERÇEĞİ